21 Haziran 2017 Çarşamba

Sonsuz bir inkar içinde yaşamak ve zordan her zaman kaçmak..

Bunu hangimiz yapmıyoruz ki zaman zaman kendimizce haklı nedenlerle?
Ya da korumak için elimizde olanları bir bilinmeze kurban etmekten çekinerek? gönüllü ya da gönülsüz mecburiyetten veya sorumluluktan her ne ise.
Ya da bize zaman bişeyler ispat etsin, ondan sonra açıklarım beni anlarlar hissine kapılıp kendimizi korumak adına yalanlar söylemiyoruz ardına gizlendiğimizi sanıp? Çaresizlik..
ÇARESİZLİKTEN NEFRET EDİYORUM demişti biri, kurban olacağını ve edeceğini bildiğinden.
Sadece anı yaşamak var bir de ne zaman denesek zararlı çıktığımız.

Hakkım olmayan hiçbirşeye talip olmadım, istemedim el uzatmadım.
Verdiğimi canı gönülden verdim koşulsuz.Yine de verdikçe görevimmiş gibi, mecburmuşum gibi arttıkça artarak istenmesinin önünü alamadım? Bıçak kemiğe dayandığı an verebileceğimi de vermedim. Bir adım ötesini görebilmekten hep.
Minnettar olmasını beklemedim insanlardan ama kadir kıymet bilmelerini umut ettim.
Verdiklerim değil verebilecekleri kadarı bana dönerse eğer bu "gönülden verdiğiniz herşey aslında sizindir" inancıma ait bir ödül saydım. Kendi başarım ya da ödülüm değil, emanet.
Aksi icinse üzülmedim. Çünkü sevmek kuralsız koşulsuz beklentisizse anlamlı.
Size söz verilip verilip icraat yoksa siz de kontağı kapatıyosunuz bir süreliğine.
Aksi halde verdiğinizi de alıp götüren onca emeği heba eden nankör bir tsunami gibi..
                   
Bir de öğrendim ki veremeyeceğinizi talep etmek, hep  karşıdan beklemek, ya da ben yapıyorum sen de demek hatta imkansızı yaşamanız kadar hayal etmeniz bile hayata dair..ya da tam aksi.
Tek bildiğim yorucu.                      
Verilmeyen sözler başım gözüm üstüne de benim kavgam vaadlerle.                      
Benden önce o..suretten once aslı..olduğu kadar, diyemeyecekseniz..neyi neden sevdiniz unutacaksınız ters düştüğünüz an yada hatalarınızla sarıp sarmalanıp iyi edilirken, siz en ufak hataya tahammül gösteremeyecekseniz. Fark edecekse özellikle de sizde bişeyler değiştirecekse.
Siz eğer türü sevecekseniz rağmen türü sevildiğiniz halde...
Lütfen kimsenin yolunu değiştirmesine neden olmayin ki o da sizin hayatınızın orta yerine bomba gibi düşmesin. Çünkü bazen bir intihar komandosu yaratır bir aşk..                
Neye kime ne zarar vereceği umurunda dahi olmayacak kadar büyük boyuttta.
Kendinden vazgeçmiş, onuru kırılmış bir insanın kaybedecek başka neyi olabilir ki?

Ateşle oynamayın akla güvenip ki kalbi es geçmeyin, ki size bir gun dönüp iyi de madem yazmayacaktın aşkı, ucunu neden açtın gururumun bile bile ?
Madem kendini yasakladın,mazur gör merakımı. Çekip gitmek de ne bu kadar güzel bakıp? demesin.
(sadece bu dize alıntıdır)
Siz olduğunuz gibi kalmazsanız, bunu hele hiç karşıdan beklemeye hakkınız yoktur.
Bunu yazın bir yere, lazım olur.
“İnsan böyledir, aziz bayım, iki yüzü vardır onun; kendini sevmeden sevemez.” der Camus.
ama ardından ekler:
“Bazen sebepsiz yere güzel şeyler hayatımıza girer. Her zaman anlam veremeyebiliriz ama onlara güvenmeliyiz.”
Bazen sadece yaşamayı seçmek gerekir..
Bildiğiniz gibi değil sildiğiniz gibi kalmayı tercih edebilir aksi halde.
*alternative

Not: Yazdım ama hafiflemedim? yazamıyorum da zaten bence, o zaman yazmasam mı😑😒

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder

YORUM ONAYI AÇIKTIR
Yani; saygı sınırını aşmadığınız sürece tüm yorumlarınız yayınlanacaktır, teşekkür ediyorum şimdiden..

Related Posts Plugin for WordPress, Blogger...